Son Güncelleme
 02.08.2008
 

Tarih: 11.10.2008 
Cumartesi 

DERNEK
ÜRÜNLER
PROJELER
YAYINLAR
LİNKLER
BİZE ULAŞIN
Son haberler...
Su altı scooter'ı videosu...



Araştırma denizaltısı videosu...

Dünya gazetesinin, denizaltı imalatı hakkında raportaj
S. Deniz tutkunuz ve sualtı teknolojileri araştırmalarına olan merakınız ne zaman başladı?

C. Galatasaray Lisesi orta okulda okurken, Sarıyer Yenimahalle’de denizin tam kenarında bir villada otururduk. Sabahları duş almak, yüz yıkamak yerine yaz kış denize atlardım. 1955 senesinde orta okulun başlarında dış ülkelerden zorlukla getirtebildiğim gözlük ve paletle dalar, midye toplar, spor yapmaya yarayan yaylarladan kendi imal ettiğim tüfekle de balık avlardım. O sene komşu villada oturan bir iş adamı, Fransa’dan bir tüp ve ilk çıkan Cousteau -Gagnan marka bir regülatör getirmişti. İskelede bunu günlerce denedi. Bir türlü başarılı olamadı. Denemek istermisin? Dedi. Denize girer girmez sanki bu iş için doğduğumu anladım. Daha fazla alet gerektikçe yokluktan kendim nasıl yapabilirim diye uğraştım. Örneğin ilk sualtı fenerim de böyle oluştu. Aradan 50 sene geçti. Şimdi SUTA mensubu arkadaşlarımla, araştırma denizatlıları, sualtı robotları, sualtı intikal vasıtaları ultrasonik sualtı konuşma cihazları, sualtı scooterleri ve her çeşit oceanographic cihaz üretebiliyoruz. Bu cihazlar katiyetle dünya standartlarından geri kalmamaktadır. Ben kendim hala derin dalışlarıma devam ediyorum.

Kıymetli dostum, rahmetli Orhan Hançerlioğlu derdiki :

- Eğer Beethoven Çemişkezek’te doğsaydı, katiyen 9.cu senfoniyi besteleyemezdi. Ama muhakkak iyi kaval çalardı. Ancak her Viyana’da yaşayanda 9.uncu senfoniyi besteleyemez. Demek ki her olayda imkan ve yetenek bir araya gelirse iyi bir netice ortaya çıkabilir. İnsanlar yetenekleriyle doğarlar ama onlara imkan tanıyacak olan aile, cemiyet, bürokrasi, devlet ve bunları teşkil eden insanların mantaliteleri, kafa yapılarıdır.


S. Kaç yıldır bu sektör ıle ilgileniyorsunuz?

C. Liseden sonra Türkiye ve Viyanada endüstri tahsilini ve askerliği bitirince, çalıştığım çeşitli işlerin yanında, 1970’ten başlıyarak, profesyonel olarak deniz işleriyle uğraşmaya başladım. Bunları yaparken çoğu zaman rahmetli ortağım Emre Omur’la beraber dış ülkelerde, sualtı teknolojileri ile ilgili, örneğin, sualtında kaynak, kesme, patlayıcıların kullanılması, akustik elektroniği gibi kurslara katıldım. Netekim bu bilgilerle Kıbrıs’ın Girne limanındaki kayaları, (Yunanlıların senelerce uğraşıp muaffak olamamalarına karşın) 1977 senesinde 200m boyunda, 4.80 m derinliğinde bir koridoru, hiçbir yere zarar vermeden, tonlarca dinamitle atmak bana nasip oldu .1974 senesinde Egemar ltd. ve ortağımlada İstanbul Gemi Kurtarma, Enkaz kaldırma şirketini kurduk.ve birçok imkansız gibi görülen işleri başardık. Her biri ayrı bir roman olabilecek bu operasyonel çalışmalar muaffak oldukça bize mutluluk ve heyecan veriyordu. Çünkü bence mutluluk, zaferden ileri gelen bir sevinçtir. Ancak her işte olduğu gibi zamanla bunlar rutin, sıradan işler gibi gelmeğe başladı.Yeni heyecanlar, adrenalin, başarma sevincini ancak sıcak ve temiz denizlerde sualtı teknolojilerini üretmek ve bunların denemelerini yaparak bulacağımı düşündüm. Bu cihazların iktisadi değerleri olacağına, başarılı olunca takdir göreceğime inanıyordum. Henüz bürokrasinin işleyişini, Türkiye’nin nasıl olupta teknolojide ve her konuda geri kaldığını tam kavrayamamıştım. İşlerimi tasfiye edip Bodruma yerleştim.

S. Denizaltı fikri nasıl doğdu?

C. Denizaltıdan çok evvel birçok oceanografic alet imal etmiştim. Örneğin Türkiye’de yapılan ilk sallama TV kamerası gibi. 1970 senesinden itibaren dalgıçların dalamadığı yüzlerce metre derinlikleri tetkik edebiliyordum. Bu cihazla batan Bursa uçağı, kimsenin bilmeyi bırakın, dünya literatüründe bile olmayan, Marmara’nın soğuk sularının altındaki fay hatlarından çıkan sıcak su bölgelerinde oluşmuş mercan tarlaları, Çanakkale boğazında batan Romen gemisi, Marmara’da batan parafin tankerini, daha yüzlerce modern ve antik batığı buldum. Derin sulardan dalgıç kullanmadan batık çıkarma sistemini geliştirdim. Cousteau’nun denizatlısı Denise’i tetkik ettikçe (herkes bu denizatlıyı Cousteau imal etti zanneder, ancak bu cihazı Westhinghouse imal etmiştir.-l’homme et la mer s.267) teknolojik açıdan yapamıyacağımız hiçbir kısmının olmadığını anladım. Zaten bürokrasi mani olmaz, devlet dış alımlar yerine her şeyi memleketimizde yaptırmayı denerse, Türkiye’de yapılmayacak hiçbirşey olmadığına inanıyorum. Deniz Kuvvetleriyle zaman zaman olan temaslarımda, arzu edilmez ama, yeni bir Dumlupınar hadisesi gündeme gelirse onu kurtaracak, altından bir kılavuz halat geçirecek bir kurtarma denizatlısı ve robot kolu olan sualtı robotu gerekeceğini, neden bunun yapılmadığını sorduğumda, şu anda Türk teknolojisinin buna müsait olmadığı söylendi. Ben aksini iddia edince Gölcük’e gitmem ve bütün imkanlardan faydalanabileceğim bir komutanımız tarafından söylendi .Gölcükteki herşey devasa boyutlardaydı. Minyatür hiçbirşey bulamadığımdan, önceleri bir yardım alamadım, ancak denizaltı bitince, ultrasonik konuşma cihazları konusunda (sualtında elekromanyetik dalgalar çalışmıyor) rahmetli Güven Erkaya paşa bize engin bilgilerini aktararak büyük zamanlar kazandırdı. Bugün bu konuda en ileri düzeyde, Nato standartlarında imalat yapabiliyoruz. Konuşma menzilimiz 10 km civarındadır.Başından beri en büyük hamimiz, bizi teşvik eden, testler için Donanma gemilerini tahsis eden Vural Bayazıt paşaya ve onun sayesinde işbirliğini ve dostluğunu kazandığımız Nadir Kınay Amiralimize ömrümüz oldukça müteşekkir kalacağız. Şu anda SUTA teşkilatının sahip olduğu robotlardan üçü yukarda bahsi geçen üç değerli insanın adını taşımaktadır.

S. Denizaltıların yapımından tamamlanma aşamalarına kadar geçen süreden bahsedermisiniz?

C. Denizaltılar umumiyetle bir senede tamamlanıyor. Finansal sorun olmasa bu zaman 6 aya indirilebilir. Denizatlıların 16-20 mm et kalınlığındaki özel çelikten yapılan ve insan alan 1 atmosferlik mukavemet kabininin ve robot kolun yapımı 2-3 ay sürüyor. Bunu SUTA mensubu arkadaşımız Turgay Tumbalı’nın fabrikasında yaptığımız plana göre imal ediyoruz. Daha sonra sıra elektronik, hidrolik, soluma cihazları gibi ince işlere geliyor. Apollo serisi uzay kabinlerinde ne gerekiyorsa burda da aynı şeyler geçerli. Neticede amaç küçük bir mekanda insanı yaşatmaktır. Örneğin rutubet emici filtre muayyen limitlerde devreye girip çıkmalıdır.Bütün rutubeti emerse, boğazınız kurur, az emerse etraftan sular damlar. Oksijen seviyesi %19-20 arası olmalıdır .Az olursa yaşayamassınız. %22.8 i geçerse yanıcı-patlayıcı olur. Çıkardığınız karbondioksit ve hertürlü zehirli gaz için ayrı filtreler saniyeler içinde ölçüm yapar devreye girer veya devreden çıkar. Sızdırmazlık elemanları ve daha birçok sistemin imalat ve montajı yaklaşık 8 ayımızı alıyor. Turistik denizaltılar daha büyük ve basittirler. Derine dalmadıkları, robot kolları ve daha birçok teferruatları olmadığı ıçın çok daha çabuk yapılabilirler. Üstelik Türk malı denizaltının parça sorunu, dış ülkelere bağımlı olma gibi bir sorunu yoktur. Aynı durum robotlar için de geçerlidir. Bizim denizaltımız 81 sorunsuz dalış yaptı.Robotların imalatı ise sadece 1 ay almaktadır.

S. Toplamda kaç denizaltı yaptınız ve ne gibi teknik özelliklere sahipler, hangi amaçlar için kullanılıyorlar?

C. Toplam 2 denizaltı, 25 robot ve derin su video kamerası, sualtı intikal vasıtaları ve scooterler imal ettim.Denizaltılarda, robotlarda, kurtarma-araştırma ve eğitim amaçlı kullanılmaktadır. Bu çerçevede bazen Deniz Kuvvetlerinden, Üniversitelerden eğitime gelen personel oluyor. Bu aletler çeşitli derinliklerde çalışabilmektedir.Örneğin denizaltımız Deniz Kuvvetlerimiz tarafından 410 m de test edilmiştir. Daha derinde çalışan denizaltı yapmak için ekstra bir bilgi gerekmemektedir. Tazyik kabinini daha kalın ve daha pahalı çelikten yapmak(titanyum gibi) sorunu çözmektedir. İç cihazlar 1 atmosferde çalıştıkları için bir değişiklik gerekmemektedir. Robotlarsa, sualtı petrol ve doğal gaz hatlarının senelik surveyi, sualtında delil toplama, kaçakçılık, ceset, bomba, kimyevi atık tesbiti gibi polisiye vakalarda, balık çifliklerinde, fay hatları, biyolojik, arkeolojik araştırmalarda daha birçok işte insan hayatını riske etmeden, zaman ve derinlik limiti olmadan kullanılabilmektedirler.

S. Gerek denizaltı gerekse robot üretimlerinde nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz?

C. SUTA bünyesinde elekronikçiler, mekanikçiler, Deniz Kuvvetlerinin çeşitli branşlarında çalışmış personel, avukat, dalgıç ve denize, teknolojiye gönül vermiş birçok insan çalışmaktadır.

S. Türk denizatlılarının seri üretimi yapılması planlanıyormu, bu konuda Deniz Kuvvetleri ile herhangi bir protokolünüz varmı?

C. Deniz Kuvvetleriyle olan münasebetlerimiz şu anda akademik seviyede devam etmektedir, Ancak ben bu konularda izahat vermeye yetkili değilim.

S. Milli Gemi Projesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

C. Bu proje bence çok olumlu ancak çok gecikmiş bir projedir. Sadece Silahlı Kuvvetler değil, tüm kamu ve özel sektör evvela her ihtiyacını memleketimizde ürettirirse teknoloji gelişir, istihdam, kalifiye iş gücü yaratılır, dış ülkelere bağımlı olmaktan kurtulur, hukukun hiçbir şey ifade etmediği, sadece güçlünün sözünün geçtiği dünyamızda, bizde daha güçlü olabiliriz. Ümidim odurki, artık olur olmaz her şeyi, dış ülkelerden şişirilmiş faturalarla alıp birkaç aracıya milli servetimiz hediye edilmez, bu proje her konuda bir örnek olur.

S. SUTA kaç yılında doğdu?

C. Aslında SUTA 25 senedir vardı. Grubumuz hep sualtı teknolojileriyle uğraşıyordu. İlk Denizaltı bitipte daha iskelemizin 5 m önünde 4 metrelik suda dengelerine bakmak üzere suya değdiği an kıyamet koptu.Müze, Amerikan teşkilatı İna, vali Aytaman’ı ikna ettiler. Bu denizaltı sualtı hazinelerimizi talan edecek çünki robot kolu var. O robot kolsa 40 lık çelik halatı kavramak için tasarlanmıştı. Hepside biliyorlardıki kazı yapmadan denizden bir şey çıkarılamaz. Tabii olarak 4 hukuk profesörünün yazılı mütaalasını aldım. Prof. Faruk Erem, Köksal Bayraktar, İzzettin Doğan, Duygun Yarsuat.hepside 2863 sayılı kanunla sportif amaçlı dalışların yasaklandığını, bu işin sporla ilgisi olmadığını, teknolojik ve ilmi bir çalışma olduğunu, benim bu kanun kapsamına girmediğimi, üstelik anayasanın 27.ci maddesinin korumasında olduğumu raporlarında yazdılar. Ama Aytaman 5 sene ağır hapsimi isteyerek benim ağır ceza mahkemesinde yargılanmama sebep oldu. Tabii beraat ettim. Sonradan neden taltif edileceğime, buralardan kaçırılmak istendiğimi, mesela Amerikan teşkilatının antik batık var diye devlet arşivlerine kaydettirdikleri koordinatta sadece 2 adet bira şişesi kaldığını Kültür Bakanlığının tayin ettiği müfettişle ve onunda resmi raporuyla tesbit edince anladım. Bu gibi hadiseler bizi birbirimize kilitledi, zaten gecikmiş olan resmileşme işimizi hızlandırdı ve 1998 de resmen kurulduk.Bende dünyada, denizaltı imal ettiği için Kuvvet Komutanından tebrik mektubu alırken, ağır cezada yargılanan ilk insan oldum.

S. Bugüne kadar hangi alanlarda faaliyet gösterdi ve çalışmalarını sürdürüyor?

C. SUTA nın şimdiye kadar yaptığı işlerin listesi birkaç sayfa tutacağından sadece birkaç konuya değineceğim.Bunlar: Türkiye’de şimdiye kadar üretilmemiş, ileri teknoloji gerektiren sualtı aletlerinin geliştirilmesi ve imalatı, bu bilgi birikimini, bilimsel konferanslarda, üniversitler ve alakalı özel, tüzel, kamu, askeri, her kesimle paylaşmak.-Hernevi derin su operasyonlarında faaliyetler göstermek.fay hatları, sualtı fauna ve florasının araştırılması, sualtı envanter çalışmaları ve buna benzer çalışmalardır. Gaye, Türkiye’de her konuda olduğu gibi kendine güvenip, sebat edip, üretken olunca, her şeyin yapılabileceğini göstermektir. Örneğin milyarlarca dolarlık helikopter ihalelerini duymak bizi üzmektedir. Neden burada imal edilmez? Devlet ne yapar, ne yaptırır. İşte talihsizliğimizde bu.

S. Geçtiğimiz günlerde Almanya’ya satılan robotlardan bahsedermisiniz.Bu robotların ne gibi özellikleri var.?

C. Bunlar SUFO (su ufosu) serisi robotlar. Bir Almanın deneyip beğenmesi ve mümessillik talebi üzerine, kendisine bir adet sattık .Beğenildiğini, siparişler alacağını bildirdi.SUFOların 2 türü var :1.- 50 veya100m derinliğe kadar dalabilen tek kameralı olup sadece görsel araştırma yapan, 2.-50 ila 250m ye dalabilen alternatifleri olan, gemi altı, batık içi araştırmaları için tepesinde 2ci kamerası bulunan, örnek almak için robot kolu olan tür.

S. Derneğinize üye olma imkanı varmı ve ne gibi özelliklere sahip olmak gerekmektedir.

C. Derneğimiz, teknik, hukuki, idari, kırtasiye, bürokrasiyle mücadele!, denizcilik, dalgıçlık, tanıtım, pazarlama konusunda ciddiyetle çalışacak, özelliklede teknolojik açıdan kendini geliştirmeye azmetmiş, denize gönül vermiş, bu konularda belli seviyedeki insanlara kapısı açıktır.

S. Su altı teknolojiler araştırmaları konusunda Türkiye’nin en büyük eksiği nedir?

C. Sadece sualtı teknolojilerinde değil, teknolojik her konuda gelişememizdeki en büyük sebep DEVLET ve BÜROKRASİ namına karar mekanizmasının başında olan insanların mantaliteleridir.Örnek : 2000 senesinde Denizcilik Müsteşarlığına bir teklifte bulunduk. Dedikki:Nasıl Sivil Havacılık varsa, dünyanın gelişmiş ülkelerinin hepsinde SİVİL DENİZALTICILIK var. Nasıl askeri personele muaffakiyetle hem denizaltı pilotluğu hem de robot operatörlüğü kursu verdiysek, izin verinde bu kursları sivillerede verelim. Turistik denizaltılar imal edelim. Mesela Botaş’ın boru hattının survey’ini yabancılar yerine bizim gençlerimiz yapsın. Çok alaka gösterdiler. Yıldıray Koçarslan başkanlığında bir uzmanlar heyetini gönderdiler. Günlerce sabahlara kadar çalıştık, Globalleşen dünyadan uzak olmayalım diye, Alman ve Amerikan ‘Denizaltı imalat’ ve ‘Denizaltı kullanma’ tüzüklerini tercüme ettik. Ve bu heyet bu iki tüzük taslağını Ankara’ya 1-2 ay içinde çıkar diye götürdüler. Uzun zaman bütün çabalarımıza rağmen netıce çıkmayınca zamanın denizcilikten sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu beye gittik.Hemen talimat veriyorum kısa zamanda hallolur dedi. Sene 2005.Hala tık yok. Müjdat Gezen izinsiz tiyatro kursu verdi diye mahkemelerde süründü. Ne o, ne de ben para, menfaat için uğraşmiyoruz. Şu dünyadan göçmeden SUTA yı Vakıf haline getirip memlekete ve gençlere faydalı olurken, arkamızda hoş bir seda kalsın istedik. Sayın Başbakan, bürokrasiden kendisi şikayet etmekte ve teknolojinin himayesinde olduğunu her fırsatta ifade etmektedir. Bu yazıyı yoğun işlerinin arasında görür diye ümit etmekteyim. Bırakın yardımı, devlet, kıyı kanunu sebebiyle bizden aldığı, üzerinde deneylerimizi yaptığımız eski ön bahçemiz ve iskelemiz için bizden kira almaktadır.

S. Bu iş büyük bir bütçeyi de beraberinde getiriyor.Finansman desteğini nasıl sağlıyorsunuz?

C. Tasfiye ettiğim şirketlerim sayesinde bu günlere gelebildik . Artık bu imkan sonuna kadar kullanıldığı, devletten ümidimiz olmadığı için, ürettiklerimizi satarak ya da bulabilirsek sponsor bularak devam edeceğiz. Her rüya gerçek olmaz, belki de kimseye faydalı olamadan sahneden çekiliriz.”
 




 

Resim Galerisi
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
  © Copyright 2006 Ekran AYRAL [ suta.org.tr ]
Designed by Bacom Bilgisayar